Ekolojik dönüşümde kültür sanatın rolü önemli

tarafından
4
Ekolojik dönüşümde kültür sanatın rolü önemli

DİDEM ERYAR ÜNLÜ

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) kültür politikaları çalışmaları kapsamında yayınlanan “Ekolojik Dönüşüm için Kültür ve Sanat” raporu Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlandı. Rapor, insanlığın en acil meselelerinden ekolojik krize dikkat çekerek kültür-sanat dünyasını konu üzerine birlikte düşünmeye ve çözüm sürecinin bir parçası olmaya davet ediyor.

Rapor, kültür sanatın kamuoyuyla olan iletişim imkanlarını göz önünde bulundurarak kamuoyunu da bu tartışmanın içinde görmeyi hedeflerken, kültür sanat kurum ve etkinliklerine sürdürülebilir olmaları adına öneriler içeriyor. Bu önerilerin başında; enerjiyi sürdürülebilir kaynaklardan kullanmak, atıklardan mümkün yeniden kullanım sağlamaya çalışmak, daha az seyahat etmek, yerel üreticilere destek vermek yer alıyor.

Rapora göre kültür sanat ve sürdürülebilir yaşam tarzı arasında iki temel ilişki var; Kültür Sanat alanının ekolojik ayak izini küçültmek ve bu alanın yaratıcı ifade yeteneğini kullanarak geniş kitlelere gerekli ekolojik hedefleri duyurmak.

“İNSAN, HİKAYELERLE HAREKETE GEÇER”

Kültür Sanat alanının ekolojik ayak izini küçültebilmesi için kurumların, sanatçıların ve tasarımcıların öncelikle yeşil pratikler benimsemeleri gerekiyor.

İklim krizine olan farkındalığı arttırmak için Kültür Sanat’ın potansiyeli olduğuna değinen Doç. Dr. Hande Paker, bu potansiyele raporunda, “Projeler, veriler, tablolar sizi eyleme geçirmez. İnsan, hikayelerle harekete geçer” şeklinde vurgu yapıyor.

Paker rapora dair, “İçinde bulunduğumuz ekolojik kriz hem yerel hem küresel olarak tecrübe ettiğimiz en yaşamsal sorun. İklim krizi bir yandan gezegenimizi tahrip ederken diğer yandan toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri artırıyor. Krizi atlatabilmek için gereken dönüşüm iklim adaletiyle şekillenmiş siyasal ve kültürel bir eksen değişimi. Bu değişim için kültür sanat aktörlerinin devreye soktuğu çeşitli yeşil araçlar bir başlangıç yaratıyor. Dönüşüm hem kültür-sanat alanında hem de çevre hareketleri tarafından benimsenen yerele odaklanma, katılımcılık, ağ kurma gibi yeni pratiklerle güç kazanıyor” yorumunda bulunuyor.

Kültür-sanat alanının iletişim gücünü arkasına alarak kamuoyunda bir tartışma başlatmayı hedefleyen rapor, ekolojik krizi sosyal, politik, ekonomik ve kültürel yönleriyle tartışıp sürdürülebilirliğin nasıl tesis edilebileceğini mercek altına almayı amaçlıyor ve kültür-sanat aktörlerine ekolojik sorunları tüm boyutlarıyla değerlendirebilecekleri kapsamlı bir analiz sunuyor. Raporun aynı derecede önemli diğer bir amacı ise, kültür-sanat aktörlerinin ekolojik dönüşüm için eyleme geçmekte oynayabileceği etkin rolü vurgulamak. Raporda ayrıca, kültür-sanat kurumları için dönüşüm nerede başlayabilir sorusuna cevap olabilecek bazı somut öneriler de sunuluyor.

“EKOLOJİK DÖNÜŞÜM İÇİN YOL HALA UZUN”

Olağanüstü zamanlardan geçerken hazırlanan bu raporun, ekolojik kriz karşısında yan yana gelmek için yaratıcı ifadeden beslenen bir zemin oluşturmasını amaçladıklarını belirten İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece ise, “2021 yılında, iklim müzakerelerinin yirmi altıncısı yaklaşırken, ekolojiyi gözeten bir dönüşümün gerçekleşmesi için yol hâlâ uzun. Yine de, yapılması gerekenler artık daha iyi biliniyor. Dünyada ve Türkiye’de çevre hareketi ve yükselen genç sesler bunları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Yaşadığımız gezegenin bugününü ve geleceğini tehdit eden ekolojik krize karşı değişim yolunda güçlü bir sözü olan kültür-sanat dünyası, aynı zamanda kendi pratiklerini dönüştürme sorumluluğunu duyuyor. Bu nedenle, yaratıcı seslerin daha gür duyulacağı koşulları sağlamak ve dönüşüme yardımcı olacak araçları sunmak, kültür politikalarının en acil meselelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor” yorumlarını yapıyor.

Bir konserin karbon ayak izi nasıl azaltılır?

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) kültür politikaları çalışmaları kapsamında Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlanan “Ekolojik Dönüşüm için Kültür ve Sanat” raporunda şu ifadeler yer alıyor: “İklim müzakereleri için 2015’te yirmi birinci kez bir araya gelen Birleşmiş Milletler üye devletlerine, aralarında David Bowie, Björk ve Colin Firth’ün de bulunduğu 300’ün üzerinde sanatçı, şöyle seslendi: “Yaratıcı endüstriler olarak bir yandan ekonomik değer ve iş imkânı sağlarken aynı zamanda yeniliğin önünü açıyoruz; kültürel değerleri şekillendiriyor ve paylaşıyoruz, insanların hislerini ve verdiği kararları etkiliyoruz. Böyleyken, olumlu ve sürdürülebilir değişimi harekete geçirmek ve pekiştirmek için olağanüstü bir potansiyele sahibiz… Güçlerimizi birleştirirsek, olumlu değişim için verdiğiniz sözlerin sesini yaratıcı camia yükseltecek ve doğru politikaların uygulanması yolunda destek verecek. 2021 yılında, iklim müzakerelerinin yirmi altıncısı yaklaşırken, ekolojiyi gözeten bir dönüşümün gerçekleşmesi için yol hâlâ uzun. Yine de, yapılması gerekenler artık daha iyi biliniyor. Dünyada ve Türkiye’de çevre hareketi ve yükselen genç sesler bunları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.

Yaşadığımız gezegenin bugününü ve geleceğini tehdit eden ekolojik krize karşı değişim yolunda güçlü bir sözü olan kültür-sanat dünyası, aynı zamanda kendi pratiklerini dönüştürme sorumluluğunu duyuyor. Bu nedenle, yaratıcı seslerin daha gür duyulacağı koşulları sağlamak ve dönüşüme yardımcı olacak araçları sunmak, kültür politikalarının en acil meselelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamında Hande Paker tarafından hazırlanan bu rapor, kültür-sanat alanının da ekolojik kriz üzerine düşünmesi ve çözümler üretmesi için ortak bir zemin yaratmayı amaçlıyor.

Türkiye’de alanın paydaşları için kapsamlı bir ekolojik çerçevenin eksik olduğu tespitinden yola çıkan rapor, önce iklim ve çevre krizinin ele alınışına dair tarihsel süreci inceliyor, “sürdürülebilirlik” gibi anlam kaymasına uğramış kavramlara yakından bakıyor. Büyük resim içinde kültür-sanat alanını doğru şekilde konumlandırmayı ve ekolojik dönüşüm içinde tali olduğu algısını somut örneklere dayanarak kırmayı amaçlıyor.

Etkilerini gündelik hayatta yakından gözlemlediğimiz iklim değişikliğine karşı kültür-sanat alanının sesi dünyanın her tarafında yükseliyor, çeşitleniyor ve yaratıcı girişimlerin sayısı artıyor. Diğer yandan, yaratıcı ifadenin üretim ve paylaşım süreçlerinin çevreyi nasıl etkilediği de artık kültür aktörlerinin gündeminde. Örneğin bir kültür kurumu, uluslararası bir sanatçıyı veya orkestrayı konser vermek üzere davet ettiğinde yarattığı karbon ayak izini nasıl hesaplayıp azaltabilir? Belediyeler yeni bir kültür merkezinin yapımını planlarken daha az enerji tüketimi için ne gibi çözümler üretebilir?”